İçimizde yaşamayı sürdüren çocuğa kulak vermeliyiz.O çocuk,büyülü anın hangi an olduğunu bilir.Onun gözyaşlarını kolayca bastırabiliriz ama sesini boğamayız.
O çocuk,varlığını hep sürdürür.O küçücük çocuklara ne mutlu ki gökyüzü krallığı onlarındır.
Yeniden doğmayı bilmezsek,yaşama,çocuk gözlerimizin saflığıyla ve heyecanıyla yeniden bakmayı başaramazsak,yaşamımızın bir anlamı kalmaz.
Yüreğimizde hala yaşayan çocuğun söylediklerine kulak verelim.Onun varlığından utanç duymayalım.Yapayalnız bıraktığımız ve onu neredeyse hiç dinlemediğimiz için korkuya kapılmasına izin vermeyelim.
Varlığımızın dizginlerini biraz olsun onun eline verelim.O çocuk,her günün bir sonraki günden farklı olduğunu bilir.
Başkalarının gözüne saçmalık gibi görünsede onu hoşnut edelim.
İnsanların bilgelik taslaması=deliliktir.
O çocukla temasımızı yitirmezsek,yaşamla yakınlığımızı da yitirmeyiz.(paulo coelho_piedra ırmağı.....)
_____________________________
Bu sözler üzerine hiçbirşey yazılamayacağını düşünüyorum!çok basit,anlaşılması kolay,bazıları içinde ulaşılması!Ama ne olursa olsun hayatı zorlaştıran insanlar.Oraya buraya toslayan büyüyorum ben herhalde adı altında birsürü saçmalığı ruhuna alarak devam eden.Ve içindeki çocuk(çocuk; hayatın bir halidir),yeni gelen o koca kalçalı,ağzından yağlar akan bir budu yiyen,ne dediği anlaşılmayan yeni bir varlığın altında kalıyor.Ve sizin ona verdiğiniz değerle ezilmeye mahkum.
Ne kadar çok kıpırtı sesi geldiyse yazı okunduğunda,teyze bi an için ters çevrilmiş olabilir.O koca kıçı tüm ruhunuzu kaplamadan atarsınız belki,ya da düşünürsünz atmayı-sadece-.
Derim ki hayatın özü bu(boyumdan büyük değil boyum kadar konuştum)!
----Yukarıdaki daha insancıl,aşağıdaki daha kindar bi yazı olmuş farkındayım!ŞOK diyelim:)----
|